Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat - Hanefi Avcı
Bilgilendirme !
1- Sitemizde Satışa çıkartılan Ürünler büyük bir bölümü kullanılmış ikinci el ürünlerdir. Sıfır Olarak Satılan ürünlerde Sıfır Ürün etikeri ile etiketlendirilir.
2- Teknik ekiplerimiz tarafından satışa hazırlanmak üzere tüm test ve kontrolleri eksiksiz bir şekilde yapılır ve Ürün Bilgisi alanına eklenerek satışa çıkartılmaktadır.
3- Ürüne ait Ürün Detayları kısmındaki bilgiler teknik ekibimiz tarafından doğrulanmış bilgileridir. Ürünü sipariş vemeden önce Ürün Detayları ve Ürün bilgisi alanını dikkatlice okumanızı tavsiye ederiz.
4- Satıştaki tüm ürünler kendi orjinal resimleri çekilerek siteye eklenmektedir. Ürün Detayları alanındaki Resim Deyat bölümünde aksibir ibare yok ise resimdeki ürün gönderilecektir.
5- Satıştaki ürünler kendi stoklarımızdan gönderilmekte olup. Stoklarımız günceldir. Ürün stokta varmıdır tedirginliğine düşmeden Gönül rahatlığı ile sipariş verebilirsiniz.
Bilgi kartı
- Durum
- İkinci el Ürün
- Dil
- Türkçe
- Sayfa Sayısı
- 597
- Boyutlar
- 13.5 cm / 21 cm
- Cilt Durumu
- Karton Kapak
- Baskı Sayısı
- Baskı Sayısı farklılık gösterebilir
- Baskı Yılı
- 2010
- Baskı Yeri
- İstanbul
- Kondisyon
- Çok iyi durumda
- Tedarikçi
- Eskicievi
- Resim Detay
- Resimler Kitabın Kendi Resimleridir.
- Haliç'te Yaşayanlar İstanbul'da görev yaptığım 1992-1996 yılları arasında görev yerim Gayrettepe'deydi, evimiz ise Ataköy'de. Her gün akşam geç saatte özellikle saat 23.00 sularında Gayrettepe'den çıkıp evimize giderken Haliç'ten geçiyorduk. Haliç o zamanlar inanılmaz kötü kokuyordu, tam olarak lağım kokusu duyuluyordu ve ben bu kokuya dayanamıyordum. Arabanın bütün camlarını kapatıyordum. Koku gelmesin diye burnumu parmaklarımla kapatmama rağmen Haliç'ten gelen hafif bir koku bile midemi bulandırmaya yetiyordu. Haliç'ten geçmek benim için bir ölümdü, daha yaklaşmadan Ok Meydanı'nda burnumu kapatmam gerekiyordu, ta ki tüneli geçinceye kadar. Fakat Haliç'in etrafında yaşayan insanlara bakıyordum; onlar parklarda geziyor, yemek yiyor, hatta bir kısmı piknik yapıyordu, bu kötü kokudan sanki hiç rahatsız değillerdi. Bu durum bana çok tuhaf gelmişti. Demek ki, kötü bir ortamda bulunan insanlar bir müddet sonra oraya uyum sağlayıp alışıyorlar ve bu ortamın çirkinliğini göremiyorlardı. Ne kadar kötü ve sağlıksız bir ortamda bulunulursa bulunulsun bir süre sonra kişinin bünyesi bu duruma uyum sağlayarak kötülüğün farkına varamıyordu.
- Bir an için düşündüm. İnsanın içinde bulunduğu koşullara gösterdiği uyum, pis kokan bir ortama bile uzun süre kalınca alışması, bunu kabullenmesi sadece fiziki ortamla mı ilgiliydi? Yoksa düşünceler, sosyal davranışlar, etik kurallar gibi toplumsal hayatı etkileyen unsurlar için de geçerli miydi? Aynı şekilde ortama uyum sağlama anlayışını toplumsal hayatın bütün alanlarına yansıtarak, içinde yaşadığımız çok kötü ortamı bile normalleştirmiştik, dolayısıyla hiçbir rahatsızlık duymadan yaşıyorduk
Bilgi kartı
- Durum
- İkinci el Ürün
- Dil
- Türkçe
- Sayfa Sayısı
- 597
- Boyutlar
- 13.5 cm / 21 cm
- Cilt Durumu
- Karton Kapak
- Baskı Sayısı
- Baskı Sayısı farklılık gösterebilir
- Baskı Yılı
- 2010
- Baskı Yeri
- İstanbul
- Kondisyon
- Çok iyi durumda
- Tedarikçi
- Eskicievi
- Resim Detay
- Resimler Kitabın Kendi Resimleridir.